Yaşam

Kendine Ait Bir Oda

4 Temmuz 2016

“Kadınlar, erkeği olduğundan iki kat büyük gösteren bir ayna görevi gördüler…”

 Bu hafta ki tercihimi Virginia Woolf’un “Kendine Ait Bir Oda” kitabından yana kullandım. Woolf’un feminist kişiliğinin ön plana çıktığı bu kitapta kadının edebiyattaki yeri kapsamlı bir şekilde sorgulanıyor. İnce bir kitap olmasına rağmen çeşitli düşünceler üzerinde yazarın kendi kendine konuşarak ilerlemesi akışı biraz durağan kılıyor.

Kitap hakkında yazmadan önce bilmeyenler için de “feminizm”i kısaca açıklamak isterim. Çoğu kişinin düşündüğünün aksine feminizm erkek düşmanlığı demek değildir. Toplumda kadın ve erkek arasındaki eşitlikten yana olan, kadının haklarını ve bağımsızlığını savunan bir düşünce biçimidir. Yani bir erkek de feminist olabilir ve feminist olmak kötü bir şey değildir.

Gelelim kitaba… Woolf kitap boyunca kadının edebiyattaki yerini sorgular ve bunu yaparken ilk olarak kadının toplumdaki yerine değinir. Dört temel unsur sunar önümüze; kadının para kazanabilmesi, kendine ait bir odasının olması, boş vaktinin olması ve erkeklerden bağımsız yazabilmesi… 16. Yüzyılda Shakespeare’in bir kız kardeşi olsaydı nasıl olurdu düşüncesiyle başlar sorgulamaya. Daha sonra 20. Yüzyıla kadar uzanır yolculuğu. Bütün bu dönmeler boyunca bahsettiği dört unsurunda birbiriyle ne kadar bağlantılı olduğunu gösterir bize.

Şöyle düşünelim, geçmişe baktığımız zaman kadının eğitim, seçme, seçilme, çalışma vb. daha bir sürü hakkının olmadığını görürüz. Bu da kadını para kazanmaktan ve kendini geliştirmekten alıkoyan bir şey. Woolf, kadının bağımsızlığına giden yolda en büyük adımı para kazanmasında, kendi ayakları üstünde durmasında görür ve hatta kendisine teyzesinden miras kaldığında durumu şöyle anlatır: Yiyecek, ev ve giyim, sonsuza dek benim. Böylece yalnız çaba ve didinme değil, nefret ve burukluk da yok oluyor. Hiçbir erkekten nefret etmem gerekmez, çünkü o bana kötülük yapamaz. Hiçbir erkeği pohpohlamam gerekmez; onun bana verecek bir şeyi yok ki!”

 Bunun yanında kadınlar geçmişte aileleri tarafından seçilen kişi ile evlendirilip, iyi bir eş olma görevi ile yüklenirler. Yani bir erkeğe olan bağımlılıkları babalarından sonra kocalarına geçer.

Diğer iki unsura bakacak olursak, kadın evlendiğinde de bitmez görevleri. Çocuk doğurmak, bakmak, yemek yapmak, temizlik yapmak ve kocasını mutlu etmek gibi birçok şey daha yüklenir omuzlarına. Tabi bu durum da kadının boş zaman kavramını neredeyse sıfıra indirir. Haliyle kendine ait bir odası olması da çok düşük bir ihtimale düşer.

Processed with VSCO with hb1 preset

“Bütün o eleştirilerin karşısında, o tamamı ataerkil toplumun ortasında, ürkmeden bakarak, kitaplarına sıkı sıkı sarılabilmeleri için kim bilir nasıl bir yetenek, nasıl bir tutarlılık gerekmişti. Bunu sadece Jane Austen ve Emily Bronte başardılar. Onların şapkalarındaki belki de en hafif tüydü bu. Onlar erkek gibi değil, kadın gibi yazdılar.”

Woolf, kadının edebiyattaki ve kurmacadaki yerinin neden erkeklerin konumu ile aynı olmadığına ve nasıl denkleştirileceğine çok güzel öneriler getiriyor. Kadının zihninin de ancak bu şekilde özgürleşebileceğini savunuyor. Bu sayede kadınlar erkekler ne düşünür fikri altında yazmaktan da kurtulup, kendi özgün fikirlerini açıkça dile getirebilir hale geliyor.

Feminizmin somut örneklerini sunan bu kitapta kadının sadece edebiyattaki yeri üzerinde duruluyor gibi gözükse de  aslında toplumdaki yeri hakkında da çok önemli incelemeler sunuluyor bize. Kadının kendi ayakları üzerinde durmasının, kimseye bağımlı olmadan kendi olabilmesinin önemi apaçık vurgulanıyor. Şimdi var olduğumuz bu zaman diliminde bile hala okuma hakkı elinden alınan, genç yaşta evlendirilen kızlarımız var. Maalesef ki bu erkeği kadından üstün gören dar görüş sadece özgüvensiz insanların kendilerini kandırmak amaçlı yarattıkları sahte bir dünya ve umarım bu dünya yakın bir zaman içinde yıkılıp, yok olur.

 

 

Hoşunuza gidebilir

2 Yorum

  • Yanıtla Volkan 8 Temmuz 2016 at 14:27

    İyi günler dilerim . Size ! Tüm yazılarınızı dikkatle takip ediyor ve çok beğenerek okuyorum. Lakin felsefe konunun üzerine kadın felsefecileride ağırlıklı olarak eklemenizide isterim hoş yazılarınız için bir kez daha teşekkür ederim ☺️☺️

    • Yanıtla Sude Kılıç 10 Temmuz 2016 at 17:04

      Çok teşekkür ederim yorumunuz için. Dikkate alacağım 🙂

    Yorum Bırak

    error: Sitemizden içerik kopyalamak yasaktır.