Yaşam

Toplumsal Cinsiyet Yanılsaması

15 Ocak 2017

Yıllardır konuşulur durur kadın beyniyle erkek beyninin farklılıkları. Sözde işleyişleri farklıymış, kadınlar sanata, erkekler matematiğe yatkınmış, erkekler mantıksal kadınlar duygusal varlıklarmış ve daha bunun gibi bir sürü inanış.. Benim şimdi size anlatacaklarım ise bunların hepsinden farklı. Bahsedeceğim her şeyi Cordelia Fine’ın Toplumsal Cinsiyet Yanılsaması kitabında bulabilirsiniz. Kitabın bilimsel kaynak açısından zengin oluşu ve objektif bir biçimde, kadın ve erkeği farklılaştırma amacı gütmeden yazılmış olması içerisindeki her şeyi daha da değerli kılıyor.

Size bire bir aynıyız, hiçbir farkımız yok, demeyeceğim. Tabii ki de farklılıklarımız var; hormonlarımız, hormonlarımızın etkilediği davranışlarımız veya fiziksel özelliklerimiz gibi mesela. Fakat bu farklılıkları büyütmemekte, birbirimizi sınıflandırmamakta fayda var.

Öncelikle bahsetmek istediğim, genlerimizin kişiliğimizi ve davranışlarımızı oluşturmada belirleyici tek faktör olmadığı. Genlerimiz, çevresel faktörlerle bir ilişki içerisindedir ve bu faktörler hayatımız boyunca karşılıklı olarak birbirini etkiler. Ayrıca davranışlarımızdan, duygularımızdan veya becerilerimizden beynimizin tek bir bölgesini sorumlu tutamayacağımızı da bilmekte fayda var. Peki ben bunları size neden söyledim ?

IMG_0444

Çevrenizde yapacağınız küçücük bir gözlem bile yaşamınızdaki çoğu şeyin ne kadar cinsiyetçi olduğunu görmenize sebep olacaktır. Bir kız çocuğu düşünün; dünyaya geldiği gibi pembeler sarıyor etrafını, sonra oyuncak bebekler, evcilik takımları.. Anneler çocukları dans etsin istiyor, dikiş diksin, güzel yemek yapsın. Doğal olarak çocuklar da bu yönde gelişiyor. Peki erkek çocuklarında durum nasıl ? Aslan oğlum gelmişle başlayan süreç, mavi giysiler, arabalar, alet takımlarıyla devam ediyor. Okuyacak adam olacak benim oğlum sözleri yankılanıyor her yerde. McGill üniversitesinin araştırmasında ebeveynlerin erkek çocuklarının gelişini gurur ile ifade ederken kız çocuklarının doğumunu mutluluk ile ifade ettiği fark edildi. Kısaca demek istediğim, daha biz dünyaya gelmeden aslında başlıyor farklılaştırma çabaları ve daha biz doğar doğmaz toplumsal yargılar omuzlarımıza yükleniyor.

Buna bir örnek olarak yapılan bir deneyi anlatmak istiyorum sizlere; annelere çocukları hakkında bir testi geçip geçemeyecekleri soruluyor ve annelerin çoğunun oğullarına kızlarından çok daha fazla güvendiği gözlemleniyor. Peki sonuç böyle mi oluyor ? Tabii ki de hayır. Testi geçen kız ve erkek sayısı neredeyse birbirine eşit. Fakat kız çocuğuna aşılanan güven maalesef sınıfta kalıyor.

Eminim içinizden peki deneylerde mi yalan söylüyor diyorsunuzdur. Belki biraz garip olacak ama durum maalesef biraz öyle. Şu an bulunduğumuz noktada ne yapısal ne de fonksiyonel görüntüleme bize erkek ve kadın beyinleri arasındaki fark hakkında çok bir şey söylemiyor. Ayrıca yapılan çoğu deneyde yola kadın ve erkek beyni arasındaki farklılıkları bulmak üzere çıkılıyor ve bulunan sonuçlar arasında çok çok az bir fark bile olsa bizlere çok daha abartılı bir şekilde yansıtılıyor. Örnek olarak ise yapılan deneylerde bulunan 19 hatadan bahsedilmezken, bir fark bulan yirmide birin abartarak yayınlanmasını gösterebiliriz.

Hiç mi ortada güvenilir kaynak yok ? Tabii ki de var. Cordelia Fine, kitabında bilimsel verilere dayanarak bugüne kadar bildiğimiz çoğu gerçeği çürütüyor. Daha sizlere yazabileceğim, anlatabileceğim çokça veri var fakat genel olarak toparlamak gerekirse; kadın ve erkek birbirinden farklı olabilir fakat bu farklılıkların sebebini sadece biyolojiye yıkmak büyük haksızlık olur. Kendi payımızı da unutmamak gerekir ve bence farklılıklara odaklanmaktansa bir olmaya, birbirimizi eşit görmeye odaklanmak bize çok daha fazla şey kazandırır.

 

Kitabın adı: Toplumsal Cinsiyet Yanılsaması

Yazarı: Cordelia Fine

Yayınevi: Sel Yayıncılık

Basım yılı: 2010

Hoşunuza gidebilir

Yorum Yok

Yorum Bırak

error: Sitemizden içerik kopyalamak yasaktır.