Genel, Yaşam

Yeraltından Notlar

27 Haziran 2016

İnsanın bazı kitapları anlayabilmesi için belirli bir yaşa gelmiş  ya da bazı  tecrübeleri edinmiş olması  gerektiğine inanırım. Kendimi tam o yaşlarda hissettiğim bu dönemde klasiklere dönüş yapmak beni bir hayli mutlu ediyor. Bundandır ki  bu haftaki kitabımı Dostoyevski’nin Yeraltından Notlar’ından yana tercih ediyorum. İnce bir kitap olmasına rağmen barındırdığı her cümlede düşünecek başka bir gerçeklik sunuyor. Klasik oluşu da gözünüzü korkutmasın. Gayet rahat okunabilen bir kitap.

Daha ilk sayfasında “Ben hasta bir adamım.. Kötü bir adamım. Suratsız bir adamım.” diye başlıyor adını hiç öğrenemediğimiz kahramanımız. Kendisini kırk yaşlarında, hayattan kendini soyutlamış, kendi kabuğuna çekilmiş, sıradan bir insan olma arzusu taşıyan biri olarak tanıtıyor.

Kitapta iki bölüm yer alıyor. İlkinde kahramanımızın kendisi ve yaşamı hakkındaki düşüncelerine tanık oluyoruz. Hayatta iradenin önemsizliğinden bahsediyor, mesela ; “İş cetvelle aritmetiğe dayanınca, iki kere iki yalnızca dört ediyorsa, iradenin lafı mı kalır! iki kere iki, iradem karışmasa da dört edecek. irade bu mudur!” ya da zeki olmanın sıkıcı bir şey olduğunu anlatıyor. İnsanın kendinle yüzleşemeyecek kadar korkak olduğunu ve kendine itiraf edemese de acı çekmekten zevk duyduğunu da belirtmeden geçmiyor. Fakat maalesef ki her ne kadar var olan sisteme karşıda çıksa onu yaşamaktan da kendini alıkoyamıyor.

Processed with VSCO with p5 preset

“Fakat insan sistemlere, bazı soyut kavramlara o derece bağlıdır ki, mantıktan yana olmak için gerçeği bile bile değiştirmeye, gözlerini kapayıp kulaklarını tıkmaya razı olur.”

Kitabın ikinci bölümü için ilk bölümünde anlatıların samut bir hali diyebiliriz. Kahramanımızın bir subayla yaşadığı olay daha sonra bir fahişe ile arasında geçenler ve son olarak da arkadaşlıklarıyla ilgili yaşadıkları ikinci bölümün temelini oluşturuyor. Bu üç olayda da kahramanımızın bazı konulardaki ezikliğini, kendini toplumdan dışlarken aslında var olmakta isteyişini gözlemliyoruz. Arkadaşlarıyla olan ilişkisini, tabii arkadaş demek ne kadar doğruysa, kendini kanıtlama çabasını, hem onları yererken hem de onlarla birlikte olma isteğini fakat bunun “yeraltında” belirttiği düşünceleri sayesinde mümkün olmadığını ve daha birçok çelişkisini görüyoruz.

Kitapta karşımıza çıkan karakter aslında var olan değer yargılarını ve sistemi eleştirmesinden dolayı bir türlü topluma ayak uyduramamıştır. Bu nedenle yaşadığı her olayda aslında kendini daha zeki ve üstün görmesine rağmen insanlar karşısındaki öfkesi ve hıncı ortaya çıkmaktadır. Karamanımız aslında şu sözleriyle kendi durumu çok güzel ifade etmiştir; “Baylar, yemin ederim ki, her şeyi fazlasıyla anlamak bir hastalıktır; gerçek, tam manasıyla bir hastalık.”

Yeraltından Notların okunması ve üzerinde düşünülmesi gereken bir kitap olduğuna inanıyorum. Aslında çoğumuzun sistemde var olan bazı şeylere isyan ettiğini, saçma bulduğunu hatta bu düzene ayak uydurmak istemediğini  fakat bunu değiştirmek için bir şey yapmayıp bu kısırdöngüde yaşamaya devam ettiğini görüyoruz . Bana göre kendini toplumdan soyutlamak ciddi cesaret isteyen bir şey. Yalnızlığı göze almış olmalı insan. Her ne kadar isyan da etsem yakın bir zaman içerisinde yapmak isteyeceğim bir şey olduğunu düşünmüyorum fakat yine de görmezden gelerek yaşamayı da  öğreniyor insan. Anlatması zor olan bir kitaptı umarım faydalı olabilmişimdir. Bakalım siz neler düşüneceksiniz…

 

Hoşunuza gidebilir

Yorum Yok

Yorum Bırak

error: Sitemizden içerik kopyalamak yasaktır.